9000 Metreden Paraşütsüz Atlarsak Hayatta Kalır mıyız?

Paraşütle atladıktan sonra 39 bin metre yükseklikten bile yere sağ salim inmeyi başarmak mümkün, nitekim Felix Baumgartner 2012 yılında oldukça görkemli bir şovla bunu başarmıştı. Peki paraşütsüz bir şekilde, o mesafenin yaklaşık dörtte birine tekabül eden 9 bin metreden atlayarak -veya daha mümkün bir senaryo üzerinden gidersek, düşerek- sağ kalmak mümkün mü? Gelin bunu konuşalım.

Varsayalım ki bir uçak kazası meydana geldi ve bu kaza neticesinde bir şekilde uçaktan fırlayarak serbest düşüşe başladık. 9000 metrelik bu düşüşümüzün ilk etabında çok düşük bir oksijen seviyesine sahip bir hava katmanı içerisinde, -56 derecelik bir sıcaklıkta, yüzlerce kilometrelik bir hızla ilerleyeceksiniz.

Bilim insanlarına göre çoğu insan, bu anlardaki düşüşün beyin üzerinde yaratacağı psikolojik travmayı atlatamaz. Ayrıca bu ilk sürecin sinir ve dolaşım sistemleri üzerindeki etkisi de çok çok olacağından, daha bu esnada bir daha düşüş boyunca ayılmayacak şekilde kendinizden geçmeniz çok yüksek ihtimal. Bu vaziyet da yere çakılışınızı denetim edememenize, dolayısıyla ölmenize neden olacaktır.

Uçakların Kalkışları, Uçuş Sonundaki İnişlerden Daha mı Tehlikeli?

Eğer vücudunuz oldukça sağlıklıysa, bu ilk anın vücudunuz üzerindeki etkilerini atlatabilirsiniz. Ancak sonrasında, o yükseklikte havada çok az oksijen olduğundan, oksijen yetmezliği yaşamanız büyük ihtimal. Bunun neticesinde de saatte 200 km’ye yakın bir hızla, baygın bir şekilde yere düşmeye devam edersiniz.

Özetle 170 saniyede yere çarpacağınız bu yolculuğunuzun büyük bir kısmında, baygın olarak kalacaksınız. Fakat diyelim ki, düşüşünüzün ortalarına doğru havanın 22 dereceye kadar çıkması ve oksien miktarının artmasıyla da bir şekilde bilincinizi tekrar kazandınız ve ayıldınız. Yapmanız gereken ilk şey, acilen düşüş pozisyonunuzu sabitlemek. Bunu da yüz üstü uzanırmış gibi bir pozisyon alıp kollarınızı da iyice açarak yapmanız gerek.

Bunu yaptıktan sonra etrafınıza biraz bakınıp, yakınınızda uçaktan bir yıkıntı parçasının olup olmadığına bakmalısınız. Bu, düşüşünüzün en önemli kısmı. Çünkü uçak parçalarına tutunmak, hayatta kalma şansınızı oldukça artıracaktır.

Geçmişte uçak kazalarından kurtulan kişilerinin çoğunun ya koltuklarıyla beraber düştüğü, ya da yıkıntı parçaları arasında kaldıkları için sağ kaldıkları belirlenmiş. Sırp hostes Vesna Vulovic, bu durumun en büyük örneklerinden. Kendisi 10 bin metre yükseklikten paraşütsüz bir şekilde düşmesine rağmen, uçak enkazlarına tutunduğu için hayatta kalmayı başarmış.

Geldik son kısma, nasıl bir zemine düşmelisiniz? Sanılanın aksine suya düşmek, sanki betona düşmüşsünüz gibi direkt olarak ölmenize neden olacaktır. Bunun yerine kar tabakalarına, yeni sürülmüş tarlalara veya bataklıklara düşmeye çalışmalısınız. Yumuşak zemine sahip bu bölgeler, hayatta kalma ihtimalinizi biraz da olsa artıracaktır.

Tüm bunları uygularsanız bile, hayatta kalma şansınız %1 bile değil. Ancak tekrar de bu şanstaki küçük bir artış bile, öyle bir durumda çok önemli olacaktır…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir